Yılmaz Özdil “Yurtdışına gittiğinizde 'bu ülkede amma çok engelli var' dersiniz. Engelliler hayatın içindedir”

Yılmaz Özdil “Türkiye’de ise 'bu ülkede hiç engelli yok' sanırsınız. Hayatın dışına itilirler”

Ata’nın Spora Bakış Açısı Nasıldı?

Ata’nın Spora  Bakış Açısı Nasıldı?

Tercüman Gazetesi yazarı Bilge Donuk, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün spora bakış açısını anlatan bir yazı kaleme aldı. Atatürk, devrimlerinde olduğu gibi sporda da ileriyi gören bir lidermiş. İşte Ata’nın spora bakış açısını çarpıcı örneklerle gözler önüne seren o yazı…



Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk her konuda olduğu gibi spor alanında da birçok yeniliklere ve ilklere imza atmıştır. Söylemiş olduğu sözler ile spor ahlakını, dürüstlüğü, Fair Play’i ön plana çıkarırken, futbol, binicilik, yüzme, okçuluk, güreş gibi birçok spor branşı ve ülkenin spor yönetimi ile yakından ilgilenmiştir. Kendisinin spor ile olan ilişkisini anlatan birçok kitap yazılmıştır.
Atatürk, “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” sözü ile yapılabilecek en güzel sporcu tanımını yapmıştır. Bir başka sözünde Ulu Önder “Dünyada yenilmez kimse, yenilmeyen takım, yenilmeyen ordu, yenilmeyen kumandan yoktur. Yenilgilerden sonra üzülmek de doğaldır. Ancak bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır. Yenilen toparlanmalı ve kendini yeneni yenmek için olanca gücüyle ve azimle daha çok çalışmalıdır” der. Bu sözleri ile Atatürk kaybetmenin, yenilmenin doğal bir sonuç olduğunu, yenilmez kimse olmadığını, yenilgiyi olgunlukla karşılayıp dersler çıkarılmasının gerekliliğinden bahsetmiştir. Yenilgiden sonra yenmek için ahlaklı ve çok çalışmanın önemini vurgulamıştır.
Atatürk, ülke tanıtımın en güzel ve etkili yolunun dünya çapındaki spor organizasyonlarına katılmaktan geçtiğini bir yaşını doldurmamış genç Türkiye Cumhuriyeti sporcularını Paris’te yapılacak 1924 Olimpiyat Oyunları’na göndererek göstermiştir. Sporcularımızı dünyanın bu en büyük spor şölenine yakışacak şekilde hazırlayabilmek için Amerika’dan atletizm antrenörü (Mr.Tobin), İngiltere’den futbol antrenörü (Billy Hunter) ve Macaristan’da da güreş hocası (Raol Peter) getirilmişti.
Atatürk’ün ileri görüşlülüğü sponsorluk konusunda da karşımıza çıkmaktadır. Sağladığı finansman yardımı ile 1930’ların Amerikası’nda John Polanda ve Russel Bortman adlı iki macera severin üstü açık spor bir pır pır uçakla okyanusu geçmelerine destekte bulunmuştur. Bu sayede Türkiye günlerce dünya basınının konusu haline gelerek ülkemizin büyük bir tanıtımı yapılmıştır.
Ulu önder, Türk milletinin geleceğinin belirlendiği Büyük Taarruz’un planlarını bir futbol maçını kullanarak yapmıştır. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa (İnönü), Birinci Ordu Kumandanı Nureddin Paşa, İkinci Ordu Kumandanı Yakup Şevki Paşa ve Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım Bey (General Asım Gündüz) ile birlikte Akşehir sahasındaki Kolordu Subayları ile Batı Cephesi Subayları arasındaki iddialı futbol maçını ilgiyle izlemiş, akşam bu kişiler ile büyük bir toplantı yapan Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa, “Büyük Taarruz” hakkındaki planlarını onlara açıklamış ve gereken direktifleri verdikten sonra kesin tarih de yine bu maç akşamı yapılan büyük toplantıda belirlenmişti. Böylece Atatürk’ün seyrettiği bu ilk futbol maçı, memleketin kaderinde pek önemli bir yeri ve rolü bulunan hayati bir toplantıyı kamufle ederek, kimsenin dikkatini çekmemiştir.
1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’nda ilk kez şampiyon olup, ülkemize ilk altın madalyayı kazandıran ve 100 bin kişiye İstiklal Marşımızı dinleten Yaşar Erkan’ın bu başarısı Atatürk’ü çok sevindirmişti. Atatürk, Yaşar Erkan’a telgraf çekip, “Kendin küçüksün ama memleket için çok büyük iş yaptın. Artık ismin Türk spor tarihine geçti. Çok yaşa Yaşar” demişti.


Tercüman


Bu konular da ilginizi çekebilir

12.11.2008 04:11 / 1 Yorum

 

Bir yorum yapılmış »

  1. ya cook süper olmuş

 

 

Yorum yazın



Etiketler:




EN ÇOK OKUNAN HABERLER

 

  © 2007 - 2014 AtarYemez