Feridun Düzağaç “Biz romantik futbolseverler isteriz ki, futbol hep güzelliklere gebe olsun. Centilmenlik ve erdem doğursun falan filan”

Feridun Düzağaç “Sadece iyi ve erdemli insanların taraftar olmadığını ve bunun doğaya aykırı olduğu gerçeğini hep görmezden geliriz”

Ahmet Çakar Hangi Sözünden Dolayı Pişman Oldu?

 

Habertürk Televizyonu’nda yayınlanan ‘Balçiçek Pamir‘le Söz Sende’ programına katılan futbol yorumcusu Ahmet Çakar, Fenerbahçe-Sevilla maçı öncesi gündeme getirdiği bikini hadisesinden, canlı yayında tartıştığı Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

İyi akşamlar Söz Sende’ye hoş geldiniz. Söz Sende’nin bu akşamki konuğu bir spor adamı herkesin çok yakından bildiği sevgili Ahmet Çakar, hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

 

1 yıldır peşinizdeyim çok şükür geldiniz çok teşekkür ederim.

Anca vakit bulabildim ayrıca böyle bir programa gelmek benim için, sadece benim için değil herkes için bir şeref.

 

Çok teşekkür ederim.

Çok seviyeli bir program, ilgiyle izliyorum fırsat buldukça, tebrik ediyorum sizi.

 

Çok teşekkürler. Gün geçmiyor ki gündeme bomba gibi düşüyorsunuz her seferinde bir şekilde ya bir şey oluyor, ya kavga oluyor, ya bir tartışma oluyor, ya bir iddia oluyor sizde seviyorsunuz sanırım gündemde kalmayı dimi.

Hayır.

 

Sevmiyor musunuz?

Hayır işin kötüsü hayatım boyunca gündemde kalmak için, gündem yaratmak için spontane hiçbir işe girmedim ama bu benim şansım mı şansızlığım mı, aslında bu bir şanstır reyting açısından ama şanssızlıkta diyebilirsiniz çünkü yanlış algılanırsınız maalesef veya ne mutlu ki bu kişiden kişiye değişir çoğu zaman gündeme oturuyor sözlerim, yaptığım hareketler ama namusum ve şerefim üzerine yemin ediyorum huzurunuzda bunun için en ufak bir efor, en ufak bunun için öncesinde bir manipülasyon düzenleme yada bir organizasyon yapmıyorum.

 

Peki en son Demirören ile izlediğimiz tartışma, kantarın topuzu kaçtı mı?

İkimizde kaçırdık aslında ortada benim Demirören ile tartışmamı yada münakaşa etmeme gerektirecek bir durum yok, Mehmet Topuz denen bir futbolcu var, futbolcu ve menajerleri bir hata sonucunda Beşiktaş ile angaje olmuşlar Beşiktaş formayı giydirmiş, Kayseri ben Beşiktaş’a vermem Fenerbahçe’ye söz verdim demiş, Fener FIFA kuralları diyor herkes kendine göre haklı bana göre futbolcu ve menajer en çok hatalı bu işte. Şimdi sevgili Yıldırım Demirören ben Kayseri Başkanından izin istedim bu çocukla görüşmek için Kayseri Başkanına ben izin vermedim, ben onu Beşiktaş forması giyerken gördüm televizyonda diyor. Düz mantık bu düz mantığı kurmak için insan olmaya gerek yok maymun olsanız bu düz mantıkta şu soruyu sorarsınız, iki kulüp başkanından biri yalan söylüyor yada doğruyu söylemiyor ben kibarlık olsun diye doğruyu söylemiyor dedim aslında doğruyu söylememek demek yalan söylemek demek.

 

Siz aslında kibarlık olsun diye şey yapmazsınız.

Hayır ortam aslında gergin falan değil azıcık nazik olalım dedik yıllarca zaman zaman kaba davrandık insanlara, Yıldırım başkan bağlandı gereksiz şekilde bana teessüf etti aslında teessüf etme lafı çok önemli değil, bende bana teessüf edildiği zaman iki kat teessüf ederim gibi bir laf söyledim.

 

İşte reyting uğruna Türk sporuna zarar veriyorsunuz falan gibi konuşmalarla başladı konuşma dimi.

Evet o şeyi doğrudur Yıldırım başkanın, çoğu zaman spor yorumcularının bende dahil hatta ben belki de başı çekerim reyting uğruna değil ama yapmış olduğum spor programlarında terbiye, nezaket sınırlarını aştığımız doğrudur zaman zaman endirekt Türk sporuna zarar verdiğimiz doğrudur ama ne Yıldırım Demirören ne Aziz Yıldırım ne Adnan Polat nede amatör bir kulübün başkanı hiçbirisi de sütten çıkmış ak kaşık falan değildir.

 

Niye yapıyorsunuz peki

Neyi.

 

Demin dediniz ya benimde içinde bulunduğum zaman zaman.

Söyleyeyim şimdi spor programlarının %90’ı canlı çekilir, spor dinamik bir şeydir hep tez ve antitez çatışması vardır şimdi burada siz soruyorsunuz ben cevaplıyorum, siz olabildiğince kibar yorumunuzu yapıyorsunuz ben ne istiyorsam söylüyorum yalanda söylesem, yalan olduğunu biliyorsunuz ama fazlada şey yapamıyorsunuz çünkü sizin yaratılışınız, bayan bir gazeteci ve medyanın her sektöründe siyaset, ekonomi, sanat, magazin çalışabiliyorsunuz ama spor programları öyle değil dinamik ve umumiyetle erkek hegemonyasının egemen olduğu

 

Dert o galiba dimi.

Yok kadın olsa var ya bakın ben size söyleyeyim bu spor yorumculuğuna kadınlar girse inanın kavga daha çetrefilli, daha sert olabilir öyle bir yok.

 

İnanıyor musunuz?

%100 inanıyorum.

 

Daha yumuşar belki.

Hayır aksine görkemli, donanımlı ve iddialı bayan yorumcusu olsun yani benim bayan halim benden daha şirret olur.

 

Bayan halinizi düşünemiyorum.

Evet daha şirret olur bu bir cinsiyet ayrımcılığı falan değil sadece bir tespittir, dinamik olan bir futbol ve dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de futbol kirlidir, dünyanın her yerinde siyasetin belli oranda kirli olduğu gibi son 50-100 yıla bakın bazı sektörler kirlidir.

 

Peki biz çok mu ciddiye alıyoruz futbolu.

Futbol zaten çok ciddi bir şeydir.

 

Hayır ama sonuçta ne olursa olsun bir eğlence.

Hayır değil.

 

Değil midir?

Hayır değildir o sizin tespitiniz, bana bir eğlence söyleyiniz ki sırf ülkemizde bir milyar dolar cirosu olsun, para alışverişi olsun televizyonu, sponsoru, transferi, tirajlar, reytinglerin getirdiği reklam pastası dünyada milyarlarca dolar paralar dönsün bir şampiyonlukla bir ülkenin başbakanı rezilde olur vezirde olabilir, bir şampiyonlukla x şehrin belediye başkanı seçimi kazanır yada kaybeder böylesine ali menfaatlerin, böylesine yüksek paraların el değiştirdiği ve sadece bunların sübjektif insan kararıyla bir takımın şampiyonluğu tenzili veya aşağıya düşmesi olduğu bir yerde nasıl eğlence olabilir asla spor her şeydir ama eğlence değildir.

 

Ama eğlence faktörü de var bu işin.

Eğlence, size göre eğlence.

 

Nedir spor peki, yada futbol nedir?

Futbol bir endüstridir, bacası yoktur, çok ciddi endüstridir, büyük paralar çıkan bakın bununla ilgili çıkan resmi rakamlarına bakın FIFA, UEFA, TFF bütçesi, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon’un bütçesine bakın toplayın birde bunlara gelen kara paraları düşünün, transferleri düşünün, bununla ilgili siyasi beklentileri, iş adamlarının iş hacmini arttırmaları gibi tali faktörleri düşünün korkunç bir para, paranın çok olduğu yerde eğlence olmaz.

 

Futbol bir virüstür sizin cümleniz.

Evet ölünce çıkar.

 

Güzel, size kaç yaşında girdi bu virüs?

Bana 12 yaşında falan babadan girdi yada baba demeyelim.

 

Babanızda hakemmiş değil mi?

Yapmış ama ben hatırlamıyorum.

 

Doktor muydu?

Evet doktordu. Rahmetli Federasyonda falan görev yaptı, babam aslında benim tam tersi bir adamdı, benim babam bir beyefendiydi.

 

Siz beyefendi değil misiniz?

Değilim. Ben beyefendiyle beyefendiyim ama gerekirse ben sizi şaşırtacak kadar farklı bir insan olabilirim, her dalda duruma göre reaksiyon gösterebilirim. Benim babam farklıydı beyefendiydi, süper bir adamdı ağzından bir gün sert bir laf falan duymadım.

 

Azar yemediniz mi hiç?

Asla. Benim babam resesif bir adamdı, annem dominant bir kadındı.

 

Ses hiç yükselmez miydi?

Hiç hatırlamıyorum.

 

Anneniz ne iş yapardı?

Ev hanımıydı, hep bana söylerler böyle bir anne ve babadan bu nasıl çıkmış diye bu bir öz eleştiri, ben böyleyim.

 

Peki siz hep böyle miydiniz?

Evet.

 

Hep böyle sesinizi yükselten veya haksızlığa karşı.

Bakın özel hayatımda insan ilişkilerim çok iyidir, sizinle bir önceki gazetede birlikte çalıştık.

 

Ben sizi biliyorum evet.

Ben ne çalıştığım gazetede ne televizyonda kimseyle bir sorun yaşamadım, insanları kırmadım kimseyi kırmak gibi, ben oyunu kuralına göre oynarım beyefendiyle beyefendi olurum çok affedersiniz bu laf belki sakil olacak ama itlere it gibi davranırım doğru konuşayım.

 

Peki Çakar soyadı nereden geliyor?

Bilmiyorum.

 

İlginç bir soyadı ve size ilginç di mi Çakar?

Beğenmediğim bir soyadı aslında.

 

Gerçekten mi?

Hani insanlar soyadlarıyla gurur duyarlar ya tabi ki bende gurur duyarım ama.

 

Sizin başkaymış değişmiş sanırım ama.

Evet öyle derdi rahmetli babam, babaannem tam hatırlamıyorum ama hangi kayda göre diyordu bilemiyorum ama şuanda Çakarsa Çakar yani.

 

Peki sizin nasıl bir çocukluğunuz geçti, nasıldı ailede dediniz ya babam sakin bir adamdı, anne dominant.

Anaerkil bir aileydik, umumiyetle Türk aileler ataerkildir, ben anaerkil bir ailenin bir çocuğuydum buda Türkiye’de az değildir.

 

Evet çoktur.

11 yaşında yatılı okula gittim.

 

Peki o nasıl bir şey.

Zor bir şey ama şöyle bir şey babam akıllı adamdı dedi ki bu oğlan haylaz, bu adam futbola düşkün dersleri falan sallıyor ilkokulda ben oğlanı günübirlik gidilip gelinen bir okula verirsem mahalledeki arkadaşlarıyla topa ve diğer işlere yönelebilir bu çocuk okumaz diye düşünen bana göre doğru düşünmüş, doğru bir karar beni 11 yaşında İstanbul Erkek Lisesi’ne yatılı verdiler.

 

Peki ilk girdiniz okula 11 yaşında tek başınıza ne olursa olsun aile yok hiç kimse yok ne hissettiniz.

Sürü psikolojisi şimdi yatılı okul eğer aşabilirseniz, başarabilirsiniz insanın hayatında önemli meziyetler, önemli pozitiflikler kazandırabilir, başaramazsanız ya içinize kapanırsanız yan manikdepresif bir adam olabilirsiniz bunu en ucu seri katil olabilirsiniz.

 

O kadarda gidebilir yani.

Evet niye çünkü yatılı okul potansiyel olarak şiddete, potansiyel olarak aşağılanmaya maruz kalabileceğiniz bir ortamdır yaşıtınız düzinelerce insan var sizde büyük ağabeyleriniz var sizden küçük kardeşleriniz var büyükle davranışınızı küçükle davranışınızı geliştiremezseniz arkadaşlar ile paylaşmayı, hak yememeyi ve hakkınız yedirmeme gibi olayları aşamazsanız ne diyorum size ya depresif olursunuz, ya sapıklaşırsınız.

 

Yani gerçek hayat aslında 11 yaşında başladı.

Tabi canım mutlaka, 11 yaşında siz hayatın gerçekleriyle 11 yaşında bir çocuk olarak yatılı okul ve yatılı okulun o zamanki şartları şimdiki gibi değil çok iptidai şartlar sıcak su yok, önce gelen yemeği yer sona kalan dona kalır tam bir sürü psikolojisi kısmen insan kısmen hayvan gibi yetiştirildik yatılı okulda

 

Hayatta kalmayı becermek gibi bir şey.

Aynen öyle söylenebilir hayatta kalmayı 11 yaşında öğrendim.

 

Zor olmuştur ama

İyi ki de olmuş.

 

Siz çocuklarınızı yollar mıydınız?

İki tane kızım var yollardım ama şöyle de bir şey var baba yüreği diye bir şey var kızlarımdan ayrı düşmek beni etkileyebilir, ama %90da bunu aşarsınız bu işi yürütmeyi öğrenirsiniz ve ondan sonrada ölene kadar o meziyetleri bünyenizde barındırırsınız yatılı okulun böyle bir avantajı vardır. Baba yüreği işte mantığım yollarım ama duygularım asla diyor.

 

Peki o dönemde 11 yaşında yatılı okul, aile ile ne kadar görüştünüz.

Haftada 1 gün.

 

Mesela o nasıl gerçekleşiyordu anneye mi gidiyordunuz veya?

Eve çıkıyordum o zaman cumarteside yarım gün okul vardı, Cumartesi 3-4 gibi okuldan çıkar eve giderdik Pazar akşamı tekrar teslim olurduk yani okulumuza dönerdik. Bunun beraberinde getirdiği bir sıkıntı vardı aileden uzaklaşıyorsunuz, aileniz sizin aile biz ama onlardan hiçbir yardım, destek alamayacağınızı 11 yaşında öğreniyorsunuz bu ne demektir beraberinde madden ve manen hayatın daha yalnız olduğunu daha 11 yaşında hissediyorsunuz.

 

Çok ağır bir yük Ahmet Bey.

Güzel bir yük.

 

Bence çok ağır.

Bakın adama güvenme ölür, duvara dayanma yıkılır işte 11 yaşında bunu hayat öğretti tek kalabilmeyi hayatta büyük oranda kimseye güvenmemeyi, belki dramatik konuşmalar ama aileden desteğin belli oranlarda ve ancak sınırlı gelebileceği, ne yaparsan kendi başına yapabileceğin gibi bazı ciddi, 11 yaşında öğrenemeyeceğin şeyleri öğretti bana, bu beraberinde takvadır yalnız.

 

Evet bunu demeye çalışıyorum.

Duygusal yönünüz köreliyor, analitik düşünme yeteneğiniz çok artıyor.

 

Güvenmiyorsunuz bir kere.

Evet. Acıma azalıyor, acınma arzusu birinden bir şey isteme arzusu azalıyor ama en önemlisi hayatta yalnızlığın ne olduğunu, ne kadar önemli olduğunu ve gerçek olduğunu öğreniyorsunuz.

 

Belki eleştirilerinizde acımasız olmanın nedeni o olabilir.

Mutlaka, bakın şu da var ben bir erkeğin yaşayabileceği eğer Vietnam’da falan savaşmamışsa veya kuzey ırakta savaşmamışsa bir erkeğin ben 46 yaşındayım, yaşayabileceği çok acı travmalar yaşadım.

 

Tabi.

Bu bir travma, 11 yaşından 18 yaşına kadar 7 sene, 11 yaşındaki çocuk nedir ya daha çocuktur, yalnız başına hayatta kalmak, mücadele etmek bir travmadır.

 

Peki anne baba sevgisini gösterebilir miydi yada siz ailenize karşı gösterir miydiniz?

Aileden uzaklaşıyorsunuz yani ben anama babama diğer anaya babaya düşkün olan çocuklar gibi düşkün değilim yada düşkünümde bunu gösterebilecek davranışları fazla sergileyemem, ben ailemden kopmuşum 11 yaşında yalnızım .

 

Peki yalnız Ahmet Çakar öyle devam ediyor daha sonra o dönemde 11 yaşında girdiği yatılı okulda hayata dair planları ne ne olacak, ne yapacak?

O zaman hep yakın gelecek ben uzun vadeli hayal kurmam.

 

O da belki onun getirdiği bir şey sanırım güvensizlik.

Tabi ki, ben asla plan yapmam.

 

Hala öyle midir?

Hala öyledir neyi kovalıyorsun, nedir planın tek bir planım var çoluğu çocuğu iyicene yetiştirelim sağlıklı iyi okusunlar bende işte ölene kadar çok fazla sağlık sorunları yaşamadan yaşarsam yada Allah bana evlat acısı yada diğer büyük acılar yaşamasam ne mutlu bana.

 

Herkesin duası bu aslında.

Yani X param var bun 3X para yapayım şunu yapayım bunu yapayım gibi böyle makro yada insanların aaa diyebileceği planlar yapmam yapanlarda çok fazla aşk filmi seyretmiştir.

 

Zaten planlarda çıkmaz biliyorsunuz.

%90 çıkmaz evet, ne idi planlar bu sene sınıfımız geçelim takdirle sonra üniversiteyi kazanalım onu bitirelim gibi yakın gelecekli çok fazla insanların ağızlarını açık bıraktırtmayacak makul beklentilerle hayatımı sürdürdüm.

 

Peki meslek ne düşünüyordunuz o dönemde?

Baba mesleğini düşünüyordum, aslında şimdi o günlere dönsem baba mesleğini seçmem, arkadaşlar mesela bana hukuk seçsen bu çene suyuyla, bu çenenle bu dilinle çok başarılı olurdun diyorlar.

 

Biraz öyle evet.

Evet haklılar haksızda değiller.

 

Evet bezdirirdiniz karşı tarafı diye düşünüyorum.

Ben geçmişimde hiçbir olaydan pişman değilim ama tabi beni10 sene, 15 sene, 20 sene zaman içinde gönderseler farklı kararlar alabilirdim.

 

Peki o dönemde baba mesleği değil de ne seçerdiniz?

Hukuk seçerdim.

 

Yine söyledikleri gibi hukuk seçerdiniz, Türkiye’de hem de.

Ne var Türkiye’de hukuk kadar güzel bir şey olur mu?

 

Katılıyorum ama.

Türkiye’de hukuk 2+2=4 değil ki dünyanın hiçbir yerinde değildir ama Türkiye’de umumiyetle olmuyor.

 

Genelde hukuk okumak isteyenler mahkeme salonlarına girince vazgeçiyorlarmış, filmlerdeki yada Avrupa’daki gibi sanıyorlarmış.

Yok Türkiye’de mahkeme salonları çok güzeldir ben çok severim ben çok mahkemelere çıktım hakaret davalarından dolayı çok mahkemeye verildim. En az 20-30 defa sayın savcıların önüne gittim en az 10-15 defada mahkemelere çıktım. Türkiye’de hukuk, mahkemeler, şartlar çok iyi o insanlar çok zor şartlar altında görev yapıyorlar onuda söyleyeyim.

 

Peki sonrasında hakemlik, biz sizi halem olarak tanıdık, bildik ve uluslararası arenada sizden başarılı bir hakem yok.

Var canım Doğan Babacan. Doğan Babacan Türk hakemliğinin gelmiş geçmiş 1 numaralı ismi Doğan Babacandır, hiçbirimiz yaşayanlar ve bundan sonrada olabilecek hiçbir insan Türkiye Cumhuriyetinde Doğan Babacanın eline su dökemezler, dökemeyeceklerdir.

 

Ben belki yaşım gereği bilmediğim için.

Bilmediğin için ama ben bunu ben söylemiyorum her şeyin bir matematiksel bir göstergesi vardır, adama sorarlar ben şöyle hakemdim böyleydim sana sorarlar sen ne yönettin kardeşim, diyeceksin ki ben bunları yönettim şundan şu kadar bundan bu kadar bu rakamlara baktığın zaman Türkiye’nin duayeni, efsane ismi Doğan Babacandır.

 

2 numara siz misiniz?

Benim, ben olmam lazım.

 

Şimdi Erman Toroğlu ile sizi kıyasladıkları zaman siz kızıyorsunuz haklı olarak.

Bakın Erman Toroğlu ile benim hakemliğimi kıyaslayanlar bana ağır hakaret ediyor demektir.

 

Hayır bu 124 Mercedes şeyini yaptığınız için.

Hayır Erman Toroğlu ve Erman Çakarın hakemliğini kıyaslamak demek, sizinle sizin gibi güzel ve zarif bir hanımefendi ile 1,55 boyunda 135 kilo çirkin bir kadını kıyaslamaktan daha vahimdir.

 

Niye biz bu kıyaslamaları yapıyoruz muhtemelen daha popüler olanı yan yana getirip bir takım şeyler yapıyoruz herhalde dimi.

Bakın şimdi şunu da söyleyeyim Erman Toroğlu’nun televizyon performansı bir jaguardır.

 

Evet di mi?

Müthiş bir karizmadır, Türkiye’de Erman Toroğlu’nun televizyon performansını değil benle bugün televizyonda benim diyen kimselerle kıyaslarım ve çoğunda Erman’ı başarılı bulurum.

 

Sizden üstünlüğü nedir televizyon programı anlamında soruyorum, yorumculuk anlamında.

Ses tonu.

 

Gerçekten güzel bir ses tonu var.

Dünyanın bence gelmiş geçmiş en başarılı ses tonuna sahip adamlarından biridir, tipi, jest ve mimikleri farklıdır, o farklıdır leopar gibidir ben sırtlan olabilirim ancak onun yanında.

 

Ciddi misiniz sırtlan biraz şey iyi bir şey değil bu söylediğiniz.

Ama sırtlan leopardan zekidir, leopar ondan daha gösterişli ve güçlü olabilir.

 

Nereden buluyorsunuz siz bu benzetmeleri.

Aklıma geldi şimdi, anında geliyor.

 

İnanılır gibi değil, sürekli üretiyorsunuz.

Bir daha söylüyorum Erman ile benim hakemliğimi kıyaslanmasını ciddi anlamda hakaret kabul ederim lakin onun ekran performansı karşısında başımı öne eğer önümü iliklerim.

 

Evet ama sizde reyting anlamında arkada kalmıyorsunuz.

Farklı bir statüyüz biz, ne diyorum size o gösterişli bir leopar.

 

Sizde sırtlan.

Evet.

 

Güzel. Peki şimdi sizin hakemlik döneminizde not almışım mesela eşiniz sizin Fenerbahçeli, kayınpederinizde Fenerbahçeli şimdi merak ediyorum sizde eminim Fenerbahçe- Galatasaray maçını yönetmişsinizdir veya kayınpederinize göre hata ettiğiniz anlar olmuştur var mı öyle bir şey?

İki buçuk aylık evliyim ve eşimin de hamile olduğunu öğrendik, ben biraz geç evlendim 31-32 yaşında evlendim Cumartesi akşamı Ali Sami Yen stadında Fenerbahçe-Galatasaray maçı yönetiyorum ve tartışmalı bir penaltı veriyorum sonuç olarak maçı Galatasaray kazanıyor, gollerden bir tanesi penaltıdan ve penaltı tartışmalı, benim kayınpederim ve karım Fenerbahçeli çok ciddi Fenerbahçeli, eve geliyorum akşam olmuş yorgunum 90 dakika maç yönetmişim, yemeğe beni beklemişler, yeni evliyim daha yüz göz olmamışız hiçbir zaman olmadık zaten aramızda saygı ve sevgiye dayalı mesafeli bir ilişki var, çorba içiyoruz aylardan mart.

 

Nasılda hatırlıyorsunuz.

Hissediyorum bir şeyler gelecek, bir şey olacakta, benim kayın pederim çok uyanıktır, beni kırmadan, fakat ben biliyorum ki bu hakemlik sürecek ilk operasyonda, ben daima operasyonları sert yaparım ki bir daha arkası gelmesin gerek yok herkes üzülür sonra, bir laf geldi nasıl penaltıydı gibilerden, dedim bakın maçlarda verdiğim kararlardan Allah dışında kimseye hesap vermem bu böyle biline dedim çok sakin bir üslupla dengeleri koruyacak şekilde konuştum, o gün bugündür verdiğim kararlar tartışılmadı evde.

 

Peki yine 17-18 yıl önce Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında bir maç var, o derbide tartışmalı bir gol var sonra yıllar geçtikten sonra anlaşıldı ki verdiğiniz karar doğruymuş o maça dair notlar almışım, ,o maçtan sonra İstanbul‘da dolaşırken kılık değiştirmek zorunda kalmışsınız.

Evet.

 

Onu bir anlatır mısınız çok ilginç.

Yıl 1991 yine Cumartesi öğleden sonra maçı yönetmişim son dakika falan bir gol vermişiz, ben vermedim yardımcı hakem verdi, yardımcı hakem bana ne derse ben onu vereceğim gol dedi bende gol verdim. Eve geldim o zaman cep telefonu falan yok, çağrı cihazıda yok sadece evdeki o sabit telefon var, polis kordonuyla eve getirdiler annem ne oldu falan dedi, babam zaten evde yok dayanamaz, baskı başladı evde telefonlar falan biliniyor, ben hemen cihangirde bir arkadaşımın mezbelelik diye tabir ettiğim yerin üç kat altında, içerde farelerin cirit atmasının çok yüksek olduğu bir evde kaldım 3 gün.

 

Orada saklandınız.

Evet orada saklandım. Aslında oraya saklanmamın nedeni şiddete maruz kalmak için falan değil, insanlar beni bulmasın diye spor bakanı dahil, gazeteciler falan beni arıyor sonra 15-20 İstanbul’da kılık değiştirerek dolaştım kafamda şapka gözümde güneş gözlüğe falan yanımdan anam babam geçse beni tanımayacak şekilde dolaştım 25 gün.

 

İnsan üzülüyor mu hani ne işim var ne kadar gereksiz.

Evet diyorsunuz ne işim var bu işlerde diyorsunuz, hep böyledir zaten evlilikte böyledir, yaptığınız sert mesleklerde böyledir. Çok üzüldüğünüz zaman ben bu işi neden yaptım dersiniz bu bir kaç gün sürer sonra tekrar dönersiniz iyi ki bu işi yapıyorum dersiniz.

 

Futbol bir virüs derken ve ölünce anca çıkar demenizde bundan sanırım.

Önce hakemliğinizi konuştuk,yatılı okulu konuştuk, sizi konuştuk tabi hayatınızda travmalar var dediniz,birincisi belki de yatılı okula gitmek 11 yaşında.. İkincisi 25 seneye yakın hakemlik yapmak. Bir travma mıdır?

 

Tabi canım her kim ki 20-25 sene üst düzey hakemlik yapmış bir defa ruh sağlığı bozuktur,belli özellikleri çok gelişir belli özellikleri dumura uğrar.

Ne gelişir ne dumura uğrar?

 

Önce spontan dikkat gelişir,biliyorsunuz spontan dikkat paranoyaklarda fazladır,ciddi söylüyorum.

Çok alemsiniz.Evet evet biliyorum ben psikoloji mezunuyum.

 

Belli bir ruh hastalığı bölümünde spontan dikkat mesela gelir adamın biri gider o adamın yüzüğünde ki mavi taşın üzerindeki kırmızı noktayı gördün mü der?Böyle bakarsın hasta mısın sen diye?Nasıl dikkat ettin?

Siz de mi öylesiniz?

 

Spontan dikkat.Çaba sarf etmeden kendiliğinden oluşmuş dikkat bu bir defa hat safhaya geliyor,nasıl gözünü kaybeden insanın kulak duyusunun gelişmesi gibi eğer bir duyunuz kapalıysa bir duyunuz çok gelişiyor,25 sene her tarafı görmek her tarafı görmek için baktığınız anda spontan dikkatiniz özel hayatınızda çok gelişiyor bu bir. Bir restorana giriyorsunuz kaç garson var kimler oturuyor ne oluyor ne bitiyor. Hemen hemen alırsınız istemeden alırsınız,bu polislerde de çok gelişmiştir.

Doğru.

 

Yanıldığınız olur mu hiç?

%10’dur.Yanılırsınız ama %90 yanılmazsınız çünkü %90 çok önemli bir istatistiktir.

 

Tabi.

Hemen mesela burada kameraman arkadaşlar şu reklam arasında bir 5 dakika konuşayım ben sonra kameraman arkadaşla bir şeyler konuşayım budur.

 

Falcılık gibi bir şey.

Falcılık demeyim bu bir his,6. histe değil o 25 sene sağda 22 tane genç adamla müthiş idealler peşinde koşan,kimi şımarık,farklı şehirlerden,farklı kültür gruplarından,farklı karakter yapısından insanlarla 25 yıl mücadele etmişsiniz ve bu mücadeleyi fiziki yapmışsınız mesele bu gelişim.

 

Peki bunlar pozitifler.Negatifler?

Beraberinde korkunç bir adrenalin bağımlısı oluyorsun.Adrenalin bağımlısı tıpkı sigara bağımlısı gibi bir şeydir.Sigara bağımlılığı sigara içmediğiniz vakit nasıl sigara içmezseniz mutsuz olursanız adrenalin bağımlısı olan ben de bizlere de çok monoton çok rahatsız.Kendi hayatında sakin bir hayat bizi mutsuz eder.Halbuki insanların bir kısmı der ki yaşın geldi nerdeyse 50’ye.

 

Bir sakinleş değil mi?Bir dur ya.

Sakinleş git kuş besle,bahçeyi çapala,organik domates ek,yazın tatile git,çocuğunla çoluğunla şöyle rahat et.Yok rahat batar,rahat batmasının tıbbi açıklaması benim açımdan söylüyorum adrenalin bağımlılığı.Vücut sürekli adrenalin alıp,maça hazırlanırken adrenalin maça çıkarken top nokta bitiyor düşüyor elimine ediyor sonra tekrar düşünebiliyor musunuz 25 sene,nükleer serpintiye maruz kalan bir adamın yaşaması mümkün mü,olmaz kanser olur,25 sene adrenalin bağımlılığı olmuş adrenaline maruz kalmış bir adamın ruh halinin sağlam kalması mümkün değil.

 

Bir taraftansa o adrenalin içerisinde küfür yemek var hakaret var.

Hepsi adrenalin.Can korkusu,ölüm korkusu,seyahat korkusu,insanlardan koruma korkusu,spekülasyon korkusu.

 

İlk küfrünüzü yediğiniz zaman ne hissettiniz?Acemiydiniz tabi haliyle.

Bana göre aslında bu çok enteresan bir soru değil o kadar size 40bin kişi küfür ediyor neler hissediyorsunuz,normal vatandaş için bu soru çok ilginç olabilir.

 

Tabi.

Anlatabiliyor muyum? Çünkü her zaman 40bin kişi küfür etmiyor. O zaman duymuyorsunuz.

 

Demirörenle başladık devam edelim oradan üsluba döneceğim hakikaten kantarın topuzunu kaçırdı mı?

%100.Demirören bir konuda haklı zaman zaman hafta sonları sadece ben değil zaman zaman televizyonlarda spor programlarında Türk futboluna kısmen “zarar verici” konuşmalar yaptığımız gerçektir,biz bunu yapmıyoruz diyen spor basını yalan söyler.

 

Pişman olduğunuz bir konu var mı?

Oldu tabi

 

Örneğin.

Mesela dün akşam,Yıldırım kardeşim tanışığımda ben seni zamanında çok eleştirdim o gecelerden birilerinde bağlan kavga edelim lafım bu,dün gece ben düz mantık konuşurken kimseye yalancı malancı demedim,oda bana teessüfen,beni teessüf etme bana,onda daha yumuşak söyledi bende ona pat diye bir şey söyledim manası yok alındım o işten sende beni provoke etme çünkü sen hedefte değilsin ki,Beşiktaş’ın çok ciddi anlamda suçu yok ki,eksiklikler var sonuç olarak.

 

Sizde kendinizi tutamadınız anladığım kadarı ile.

Şunu yapmasın,şampiyon olmuş kulüp başkanı olarak ben bu Ahmet Çakar’a haddini bildiririm dediğin vakit 2 kat alırsın bedelini ne olursa olsun.

 

Böyle bir durumda mıydı?

Beşiktaş için çok büyük bir başarı,Mustafa Denizli ki kendisini hiç sevmem,tarihi başarı gösterdi.Düşünebiliyor musunuz,Beşiktaş takımı çıkıyor bu sene iki kupayıda alıyor.

 

Niye sevmiyorsunuz Denizli’yi?

O ayrı kişisel.

 

Kişisel mi.

Son derece başarılı bu sene.Beşiktaş’ın şampiyonluğunun aslan payı Mustafa Denizli’nin başarısıdır.

 

Demirören’in çıkıp size onu söylemesi.


Yapma çünkü ben zamanında bugüne kadar ileri geri çok konuştum gecenin birinde bağlansa dese ki,ben sana ağzının payını vermeye bağladım arkadaş dese hak vereceğim,dün gece öyle bir gece değildi,bir hafif tahrik oldum bende gereksiz şey yaptım kantarın topuzunu kaçırdım,bende sana teessüf ederim Yıldırım kardeşim derim ondan sonra nahoş olaylar oldu gerek yoktu.Dün akşam Yıldırım Demirören’in bağlanması doğru bir politika değil zeki bir politika değil.Bağlanacak o kadar çok şey gece yaşandı ki geçen aylarda.
 

Bu söylemlerde sahte Çakar,küçük Çakar gibi laflarda seviyeyi iyice düşürdü.

 

Olmaz manası yok bak ben söylediğim vakit bu işin beni vardır sen konuştuğun zaman sen Beşiktaş konuşuyorsun,Cumhurbaşkanısın.

 

Bir yerden sonra söylemi farklı,oda çok ağrı şeyler oluyor.

Şu var ya ben bir kulüp başkanı değilim,bugün Aziz Yıldırım,Yıldırım Demirören,Adan Polat bütün kulüp başkanları konuşurken,o kulübün başkanı o kulübü temsil ediyor.

 

Bir camia var arkasında.

Ne demek küçük Çakar?Küçük Çakar’ın ne anlama geldiğini biliyor musun Yıldırım,birbirimizi yemeyelim.Ben orada sana cevap versem büyük skandal olarak.Beşiktaş kulübüne olan saygımdan dolayı o lafa cevap vermedim.Lafın nereye gittiğini biliyor musun benim,benim gibi cevap vereni,benim gibi sivri dilli.

 

Giderde herhalde.

İstiyorsa açsın telefonu programdan sonra söyleyeyim o laftan sonra bir laf söylerdim. Gerek yok,Beşiktaş’a zararı olur.
Yok söylemeyin.

 

Ben söyledikten sonra banada zararı olur,Yıldırımın’da üzülmesini istemem.

Peki,herkesin bir kırmızı çizgisi vardır sizin ki ne?Nerede durusunuz,durmuyorsunuz ya.

 

Televizyonda asla kimsenin müstehcen espriler yapmasına izin vermem.Ben espri yaparım show adamıyımdır zaman zaman sertlik yaparım ama ben müstehcenliği cinselliği istismar edecek espriye ve konuşma tarzına girmediğim gibi kimseyide sokturtmam.Sporda bir siyasi partinin ,bir doktrinin, bir etnik kökenin lehind eve aleyhinde manipulatif konuşmalar yapmam izin vermem.

Siyasete girmiyorsunuz.

 

Siyasete,sporda siyaset iç içedir ama sporda belirlidir sınırı.

Bu iki kırmızı çizgi var.

 

Geçmişte hata ettiğim dediğiniz şeyler var mı?

Çok büyük insanlara nezaketsizlik,kabalık,terbiyesizlik yaptığım dönemler oldu.

 

Kime?

Bir Kıvanç Oktay.

 

Tanır mısınız Kıvanç Oktay?

Demirören’in kız kardeşinin eşi,ne deniyor ona?İyide bir çocuktur.Beşiktaş’ın yedi sekiz sene önceki bir olay bir maçta bunlara saldırı oldu bir yurt dışı maçında çocuğuda var,küçücük çocuk,onun çocuğu benim çocuğum,yaralandı falan çok tecrübesizim nezaketsizlik yaptım ne biçim babasın,çocuğuna..

 

Aile sonuçta.

Aile değil de çocuğuna sahip çık falan çok ayıptı.Özhan Canaydın’a çok ağır konuşmalar yaptım,sonrada çok üzüldüm.Sonra çok sevdim kendisini.

 

Babam yaşında adama bir dalmışım diye bir cümlenizi hatırlıyorum.

Çok büyük saygısızlık terbiyesizlik yapmışım beş sene önce oluyor,konuştuk sonra kendisinde özür diledim,yanlış ben yaptığımın her şeyin arkasında duruyorum diyen adam bir defa yalan söyler.

 

Siz de çabuk tahrik oluyorsunuz hani tabiri caizse gaza gelmek hikayesi.

Gaza gelmek demeyelim de ben bazen tahrik oluyorum açık konuşayım genelde kontrolü kaybetmiyorum ama tahrik oluyorum.Bazı insanların lafları ben daha çok tahrik ediyor.Örneğin Yıldırım’ın.Sen benden yaşça gençsin.

 

Başka kimin lafları.Bazı insanlar çıksa karşınıza tartışır mısınız,mesela Denizli?

Ben Denizli ile hiç karşı karşıya gelmedim.Beş altı yedi senedir eskiden gece gündüzümüz beraberdi.

 

Çok iyi bildiğiniz bir spor adamıda Süleyman Saba bildiğim kadarı ile.

Evet çok severim.Ve Özhan Canaydın.Türk futbolunda son otuz senedir iki adamı çok severim biri Süleyman Seba’dır,biri Özhan Canaydın’dır.

 

Peki,hiç selamlaşmadığınız kimse var mı?Spor dünyasından,hiçbir araya gelmem asla gelemeyeceğim diyeceğiniz insanlar var mı?

Yok.

 

Bu kadar programlara rağmen herkesle de bir araya geliyorsunuz görüşüyorsunuz.

Ben elimi uzatırım öpüşürüm ama adam beni geri çevirirse kendi bileceği iş,ben senin elini sıkmam derse de amenna,bir şey demem.

 

Değişik bir kişiliksiniz siz her taraftanda bir enerji veriyorsunuz bir şey oluyor başınıza bir şey geliyor en son mesela bu bikini tartışmasında bunada gülebiliyorsunuz.

Ne yapacağım?

 

Ben de çok güldüm ne yalan söyleyeyim.Bir Fener’li olarak.

Gecikmeli bir şey söyleyeyim size sırf bu topluma saygısızlık yapmayayım diye büyük bir serveti kaçırdım biliyor musunuz? O gece bikini olayında ilk defa açıklıyorum Show Tv’de 6 Pas diye bir programımız vardı,Gürcan Bilgiç orada,Serdar ,ben orada,Hakan Ünsal orada,makyaj odasında çay içiliyor,iki gün sonrada Fenerbahçe Sevilla ile oynayacak,biir diyor ki yorumculardan,Fenerbahçe Sevilla’yı elesin kendimi bilmem ne yaptırttırırım.Biri diyor ki Fenerbahçe Sevilla’yı elesin kendime Taksim’de benzin döküp yakacağım.Bende diyorum ki Fenerbahçe Sevilla’yı eleyemez mi?Bende bikini giyerek çıkarım,burada giyerim diyorum.Bir şekilde bizim işgüzar kardeşimiz Melih,içeride neler konuşuldu,onlar hepsi sustu önüne bakıyor bende espri yapmıştım içeride giyerim demiştim,bu patladı olay sonrasını biliyorsunuz.Aradan üç ay geçti dünyaca ünlü firma bana bana bir bikini mağazasında tezgahtar kız ile sadece bikini muhabbeti yap diye giyme falan değil sadece bunun xl var mı falan diye servet teklif ettiler reklam amaçlı.

 

Ee niye kabul etmediniz.

Olmaz o zaman derki bu Türkiye.

 

Türk firması mı?

Hayır isim vermeyeyim o zaman bu halk derki bana sen keten pereciymişsin  bu işi tezgahladın, bu işi Türkiye’nin gündemine getirdin arkasındanda dünyanın servetini kazandın diye çok hatırı sayılır şimdi telaffuz edersem insanların dudakları uçuklar, çok hatırı sayılır bir teklifi teptim çünkü Allah biliyor son derece spontane yapılmış bir espri idi, fakat espri öyle bir zamanda öyle bir denk geldi ki Fenerbahçe’nin çeyrek final başarısının önüne geçti.

Birde size bikiniler yollamışlar dimi.

 

Evet bin tane iki bin tane.

 

Ne yaptınız onları.

Bilmiyorum sekretere kızlar falan hepsini kapıştı. Fox televizyonunda olsun, Show televizyonunda olsun.

 

Site açıldı size bikini giydirme var mı hala bilmiyorum.

Hala var. Ya bu espri ölene kadar espri deyin, gaf deyin ne derseniz deyin orada olacak

 

Peki kızlarınız falan bozulmadılar mı?

Çok bozuldular, iki kızımda baya bozuldular bana baya fırça attılar, eşim çok bozuldu haklı olarak.

 

Ne dediler bir tutamadın dilini falan mı diyorlar.

Hayır efendim olay sabah 7’de patladı zaten, sabah yedi buçuk gibi çocuklar okula giderken ben yatakta şöyle bir dönüyorum, televizyon açılmış Türkiye’nin en önemli kanallarından biri, kanalı dörde bölmüş Ankara Kızılay meydanı, İstanbul Bağdat caddesi, İzmir Alsancak meydanı, Samsun 19 meydanı gibi mesela binlerce insan toplanmış  Ahmet hoca bikini giysene diye ya bu nasıl bir sevinme ya Fenerbahçe Sevilla’yı yenmiş tarihi bir başarı millet benimle uğraşıyor. Buradan 3 şey çıkar 1-benim yaptığım espri demek ki dünyaca ünlü bir espri veya gaf diyebiliriz 2- ben bu kadar önemli bir adamda değilim 3- bu ülkede bir arıza var.

Bu ülkede bir arıza var sporda, futbolda özellikle bir arıza var sizde söylüyorsunuz.

 

Ama bu sadece futbol arızası var Türkiye’nin bütün köşe, RTÜK’e sordular ya, bunu yazan Türkiye’nin en önemli köşe yazarları bu konuyu yazdılar, Türkiye’nin en tutucu gazeteleri benim haşemalı falan manşetler attılar.

 

Biliyorum. Peki hiç söylemeseydim dediniz mi bu noktaya getirdiler mi sizi?

İlk dönemde evet, Allahım beni şimdi 1,5 seneye geri döndürse hiç bu olayı söylememiş olmayı ister miydin dese ben açık söyleyeyim isterim.

Bu yüzdende renklisiniz bunu söyleyeyim.

Kızlarım kıyarlar, kızdıkları zaman bana lafı geçiriyorlar, hele bir küçük var o benden beter.

 

Ne diyorlar mesela bikini ile ilgili yani.

Anlayamıyor şimdi espri nedir, medyada yapmış olduğunuz espriler zaman zaman nasıl speküle ediliyor bunları kıyaslayamadığı için, onlar düz mantık bakıyor erkek bikini giyer mi  küçücük çocuk.

 

Sevgili Ahmet Çakar çok teşekkür ederim aktı geçti sizinle sohbet.

Ben teşekkür ediyorum

 

 

10.6.2009 09:06

 

 

 

Yorum yazın






  © 2012 AtarYemez