Feridun Düzağaç “Biz romantik futbolseverler isteriz ki, futbol hep güzelliklere gebe olsun. Centilmenlik ve erdem doğursun falan filan”

Feridun Düzağaç “Sadece iyi ve erdemli insanların taraftar olmadığını ve bunun doğaya aykırı olduğu gerçeğini hep görmezden geliriz”

Yılmaz Özdil Futbol Yazıyor

 

Gazeteci Yılmaz Özdil, kendine has tarzıyla, haftanın öne çıkan futbol olaylarını Fanatik Gazetesi okurları için derledi…

 

Hangisinin şansı yüksek?

 

Rijkaard mı?
Daum mu?
Denizli mi?
Üç büyük kıyaslanıyor.

 

Ortak kanı şu:
Denizli, Türk.
Daum, Türk gibi.
Rijkaard, Türkiye’ye yabancı.

 

Denizli ve Daum’un şansı daha yüksek; hem
kendi futbolcularını tanıyorlar, hem de rakip
takımları. Rijkaard ise, bizim memleketi
öğrenene kadar, atı alan Üsküdar’ı geçer.

 

Doğru mu?
Büyük ihtimalle doğru.

 

Bi de şöyle bakalım o halde.

 

Farzedelim ki, üç takım yok.
Tek takım var.
Defansta, Roberto Carlos.
Ortada, Arda.
Forvette, Nihat.

 

Hangisinin yönettiği takımı
seyredersiniz?
Rijkaard’ın mı?
Daum’un mu?
Denizli’nin mi?
Bu soruyu,
Fenerbahçeli ve Beşiktaşlı arkadaşlarıma
sordum.
Hepsinin cevabı aynı:
“Rijkaard’ı merak ederim.”

 

Gerçek budur.

 

Çünkü, Rijkaard Türkiye’yi bilmiyor ama,
Türkiye de Rijkaard’ı bilmiyor.
Daum’u ve Denizli’yi ise, akrabası gibi tanıyor.
Nasıl futbol oynatacaklarını biliyor.

 

Zirveyi zorlayan Sivas, Bursa, Gaziantep,
Kayseri desen. Hocaları aynı…
Geçen sene nasıl oynadılarsa, bu sene de öyle
oynayacaklar. Sürpriz yok.

 

Kim hangi takımı tutarsa tutsun, ne yapacağı
merak edilen tek isim var:
Rijkaard.

 

Futbolu futbol yapan, futbolu diğer sporların
önüne geçiren, kitleleri stadyumlara
sürükleyen en önemli özellik de, budur:
Merak.

 

90 dakika nasıl biter bilmem
ama. Maç, Galatasaray’ın 1-
0 galibiyetiyle
başlayacak.

 

Çapkın da Kara Kartal

 

Celalettin Cerrah, hasta Beşiktaş
taraftarıydı. Cerrah’ın yerine, İzmir’den
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gelen
Hüseyin Çapkın da, Beşiktaşlı.

 

Meslek aynı.
Takım aynı.
Renk aynı.
Ama.
Birbirinden çok başka insanlar.

 

İstanbul’da yaşayan bir İzmirli olduğum
için, haliyle herkes soruyor:
“Hüseyin Çapkın nasıl biri?”

 

Şunu açıkça söyleyebilirim:
İstanbul çok daha huzurlu bir şehir olacak…
Çünkü hakikaten gurur duyulacak bir
Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın. Geceleri
uyumaz, 24 saat çalışır, çalıştırır… Siz
ortada hiç polis yok zannederseniz, halbuki
polis oradadır, kimseyi rahatsız etmeden
halkın arasında dolaşan, suçluları suç
işlemeden önce enseleyen sivil ekipleri
meşhurdur.

 

Futbola bakışına gelince.

 

İzmir’i bilen bilir, Göztepeliler, Karşıyakalılar
birbirini yer. Durduk yerde olay çıkarırlar,
birbirlerine saldırdıkları yetmez, polisle
çatışırlar. Göztepe’nin sahasının 8 hafta
kapanması, Karşıyaka’nın 10 hafta ceza
alması, hiç şaşırtıcı değildir.

 

Çapkın, İzmir’e gelene kadar.

 

İzmir’e geldi.
Devrim yaptı.
Başta Göztepe ve Karşıyaka olmak üzere,
Altay’a, İzmirspor’a, Altınordu’ya birer polis
şefi atadı. Bu polis şefleri, sorumlusu
oldukları futbol takımının yöneticileriyle,
taraftarlarıyla, fanatikleriyle yakın ilişkiler
kurdu, bir anlamda arkadaş oldu. Hatta
düşman kardeşleri barıştırdı. Göztepe
taraftarları acılı bir günleri olduğunda
pankartlarını aldılar, Karşıyaka
taraftarlarına taziyeye gittiler. Aynı şekilde,
Karşıyaka taraftarları, acılı günleri
olduğunda Göztepeliler’e desteğe gittiler.
Doğma büyüme İzmirli’yim, Göztepe
formasıyla Karşıyaka çarşısında huzur
içinde dolaşabilen Göztepeli’yi ilk kez
Hüseyin Çapkın döneminde gördüm. Aynı
şekilde, Karşıyaka pankartıyla Güzelyalı’da
dolaşabilen Karşıyakalı’yı da.

 

İzmir’de futbol terörünü minimuma indirdi.
Küfür neredeyse yok denecek kadar azaldı.
İşte kanıt: Geçen sezon hiçbir İzmir takımı
saha kapatma cezası almadı.

 

Hüseyin Çapkın budur.

 

İstanbul’u güzel bir dönem bekliyor.

 

İzmir’e dönersek.
Hüseyin Çapkın İstanbul’a gitti diye
üzülmesinler. Hüseyin Çapkın kadar
başarılı, onun gibi İzmirli, mesleğine
İzmir’de başlayan, insani ilişkileri çok güçlü,
futbolu bilen ve futbolu seven bir Emniyet
Müdürü geldi İzmir’e.
Ercüment Yılmaz. Hasta Galatasaraylı’dır.
Hatta, özel otomobilinin plakası bile, 1905.

 

Peki, Ercüment Yılmaz İzmir’e gidince, onun
yerine Kayseri’den Ankara Emniyet
Müdürlüğü’ne gelen Orhan Özdemir?
Hasta Fenerbahçeli. Erciyes ?enlikleri’nde
taktığı “Herkes Bir Gün Fenerbahçeli
olacak” şapkasıyla ünlü.

 

Özetle.
Üç büyük kent.
Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Fenerbahçeli üç
emniyet müdürü.

 

Cehennem sıcağı

 

Diyarbakır 39
Gaziantep 36
Denizli 35
İstanbul 28
Trabzon 26

 

Puan tablosu değil bu.
Hava raporu.

 

7 Ağustos’ta başlayacak
olan yeni sezonun ilk hafta
hava raporu.

 

Meteoroloji bilimine göre,
bugünden 7 Ağustos’u
tahmin etmek mümkün değil.
O nedenle, yine
meteorolojinin geçmiş yıllara
ait Ağustos ayı ortalama
sıcaklıklarını çıkardım.

 

İlk hafta Diyarbakır
deplasmanına giden yandı.
Çünkü, Diyarbakır’ın Ağustos
ortalaması 39 derece. Bazı
yıllar 44’ü gördüğü bile olmuş.
Gaziantep’e giden, yandı.
Gaziantep’in ortalaması 36,
bazı yıllar 42’yi görmüş.
Antalya, genelde 35. Ama
Antalya’nın Ağustos
ortalamalarında 45’ler var.

 

İstanbul 28-38 arası.
Ankara 30-39.
Denizli 34-41.
Bursa 30-41.
Eskişehir 29-38.
Kayseri 30-39.
Konya 30-37.
Nispeten idare eder.
Ligin yeni takımı Manisa?
35-43 arası.
Antalya gibi yani.

 

Ağustos ayı başında
futbola en elverişli
hava, Trabzon’da. Trabzon’un
Ağustos ortalaması 26
derece, en fazla 34’ü görüyor.
Tabii havası güzel ama,
bismillah daha ilk haftalardan
Trabzon deplasmanına gidene
çakarlar, orası ayrı!

 

Fanatik Gazetesi

09.7.2009 08:07

 

 

 

Yorum yazın






  © 2012 AtarYemez