Okay Karacan “Profesyonel futbolun mekaniği, hatalar ve bu hataları avantaja çevirmek üzerine kurulmuştur”
Okay Karacan “Yani bir başka deyişle, rakibinize hata yaptırabiliyorsanız 'yenilmez'i yenilir yapabilirsiniz ”
Galatasaray’ın Lyon’dan transfer ettiği Abdel Kader Keita bugünkü gazetelerin spor sayfalarında genişçe yer aldı. Avrupa futbolunu yakından takip eden Mert Aydın, Uğur Meleke ile Mehmet Demirkol siyahi futbolcunun Lille’den Lyon’a transferi sırasında ödenen bonservis ücreti konusunda fikir ayrılığına düştü.
Vatan Gazetesi spor yazarı Mert Aydın 17 milyon Euro, Fanatik Gazetesi spor yazarı Kaan Bora 16 milyon Euro, Milliyet Gazetesi spor yazarlarından Uğur Meleke 16 milyon Euro, Mehmet Demirkol ise Keita’nın Lyon’a 18 milyon Euro’ya mal olduğunu yazdı!
Disiplinli Yattara!
İki sezon önce futbol piyasasını sarsan bir transferin kahramanıydı Keita. Lille’den Lyon’a 17 milyon Euro’ya gelmişti. En pahalı Afrikalı transferiydi bu. Lyon’un işbilir başkanı Aulas öyle herkes için kesenin ağzını açmazdı. Ama Abdul Kader Keita, Lille formasıyla Avrupa’nın kalburüstü takımlarının da dikkatini çekmişti. Lille, Şampiyonlar Ligi’nde bir yere geldikçe Keita da değerleniyordu. Hele bir de Milan karşısındaki performansından sonra istenen adam olmuştu.
Aslında Keita daha genç yaşlarda Afrika futbolunda önemli bir isim olmuştu. Fildişi Sahili’nin Africa Sports takımından Tunus’un Etoile Sahel ekibine transferi mahkemeye gitti. Peki o zaman Keita kaç yaşındaydı? 19. Sonrasında Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’daki başarılı görüntüsü Avrupa’ya taşıdı onu.
17 Milyon Ağır Geldi
Lyon’daki iki sezonunda zaman zaman iyi maçlar çıkardı. Ama bir türlü 17 milyon Euro’nun yükünü kaldıramadı. Belki de Lyon efsanesinin çöküşüne denk gelmesi şanssızlığıydı.
Keita için kısa yoldan bir tanımlama yaparsak, Yattara’nın saha içi disiplini daha yüksek olanı diyebiliriz. Kanattan içeri girişleri, isabetli ortaları, seyirciyi ayağa kaldıracak çalımları ve şık golleriyle Keita müthiş bir isim. Tabii Lyon’daki gibi form grafiği dalgalanmazsa.
Bu transfer akla ilk anda gelmeyen sonuçlar yaratabilir. Afrikalı futbolcunun 4-3-3’ün kenarlarından birini işgal etmesi özellikle Arda için Rijkaard’ın farklı şeyler düşündüğünün bir kanıtı olabilir.
Keita ile ilgili kötü sayılabilecek bir haber 2010 Ocak ayında Afrika Kupası finallerinin varlığı. Fildişi Sahili Milli Takımı’nın finallerde olası bir finali Keita’yı sadece devre arası kampından değil ikinci yarının ilk 2 maçından da uzak tutabilir.
Popito’nun G.Saray tribünleri tarafından kısa sürede benimseneceği kesin. İlginç bir şey daha fark ettim. Nonda, Kewell, Baros, Servet gibi Keita da çok büyük yeteneklerine rağmen gittikleri takımlarda tutunamayıp G.Saray’a gelenlerden. Bu oyuncuların performanslarına bakıldığında G.Saray iyi bir rehabilitasyon merkezi. Keita da Lille’deki haline geri dönmenin planlarını yapıyordur.
Mert Aydın-Vatan Gazetesi
Avrupa’da Daha Rahat
Avrupa’da sadece 4 sezon oynadı, bu 4 yılın 3’ünde hocası Claude Puel’di. Puel’in baskın defansif anlayışı içinde kontratak silahı olarak görev yaptı. Zaten 7 yıl sonra şampiyonluğu yitiren Lyon’un en büyük hatası da kontratakçı Puel’i göreve getirmekti. 28 yaşındaki Afrikalı oyuncunun isminin Avrupa tarafından öğrenilmesi ancak 2005’te oluyor. Zira Keita’nın o yıla kadarki futbol hayatı Fildişi Sahili, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’da geçmiş. Nihayet 2005-2006 sezonu öncesi Fransız ekibi Lille’in dikkatini çekiyor ve 24 yaşında Avrupa’nın yolunu tutuyor.
O sırada 2002’den beri Lille’i çalıştırmakta olan idealist teknik adam Puel, Keita’yı kıta futboluna ısındırıyor. 2005-2006 sezonunda ideal pozisyonları sağ açık ve forvetin yanı sıra, sol açıkta ve orta sahanın ortasında da Keita’ya görevler veriyor. Keita, Ş.Ligi’nde pek şans bulamasa da ligin ikinci yarısında kendini gösteriyor, Fransa Ligi için hiç azımsanmayacak 6 gole imza atıyor.
Keita’nın patlama yaptığı ve Afrika’nın en iyi ikinci futbolcusu seçilmesini sağlayan yılsa, 2006-07 sezonu… Şampiyonlar Ligi’nde tarihi sezon geçiren ve gruptan terfi eden Lille’in en dikkat çekici performansına Keita imza atıyor. Milan’ı deplasmanda mağlup ederek gruptan çıktıkları maçta bir de gol atıyor Keita. Fransa Ligi’nde de vites yükseltiyor, takımı ligi ancak 10’uncu sırada tamamlasa da, o 9 golle şampiyon Lyon’un dikkatini çekmeyi başarıyor.
Puel Şans Vermedi
Haziran 2007’de Lyon, Şampiyonlar Ligi’nde Lille’i taşıyan iki adam Bodmer ve Keita ile anlaştığını duyuruyor. 16 milyon euroluk Keita, önce 9 numarayı giyiyor. Fred, 11’den 9’a geçince, Keita 32 numaraya mecbur kalıyor. Ama hemen ardından da Berthod takımdan ayrılınca Keita, 23 numarayı istiyor. Lyon’da ilk sezonunda Alain Perrin’in gözüne giremiyor, 4 kez 90 dakikayı tamamlayıp, 4 golle sezonu kapatıyor. Ama ikinci sezonunda Lille’de onu çok seven hocası Puel, Lyon’un başına geçiyor.
Yalnız enteresandır, Avrupa’nın onun adını öğrenmesini borçlu olduğu Puel, 2009’da Lyon’da ondan çok fazla faydalanmıyor. 13 maçta ilk 11 şansı buluyor, 16 maçta kadroya bile giremiyor. Sağ tarafta Govou ve Ederson’la olan forma yarışından galip çıkamıyor, forvette de Benzema’nın partnerliğinde Fred’e geçiliyor. Sezon sonunda da Fildişili oyuncu istikametini Türkiye’ye çeviriyor.
4’te 4 Çekti
Keita ’nın sadece 4 yıllık Avrupa kariyeri var, ama çok az oyuncuya nasip olacak bir avantajı söz konusu: Bu 4 yılın 4’ünü de Şampiyonlar Ligi’nde geçirdi, üstelik de 3 defa gruptan çıktı. En büyük dezavantajıysa 4 yılın üçünü Puel’in kontr atakçısı olarak geçirmesi… Galatasaray’ın çoğunlukla hücum anlayışı içinde oynayacağı lig maçları, Keita için yeni denklem… Ama Avrupa’da güçlü rakiplere karşı çok büyük silah olacağı gerçek…
Uğur Meleke-Milliyet
Daha Atletik Bir Yattara
Hiç duraksamadan muhteşem transfer olduğunu söyleyebilirim. Lyon’da bekleneni verememiş olsa da… Tabii aslında bu Galatasaray için iyi. Lyon makinesi, 18 milyon euroya aldığını 40-50 milyon euroya satma üzerine kuruludur, bilirsiniz. Makine Keita için böyle çalışmadı. Lille’de özellikle Şampiyonlar Ligi’nde göstermiş olduğu performansı gösterememiş olabilir. Zaten gösterse yolu zirve takımlardan biri olurdu.
Keita atletik bir Yattara gibi. Forvet özellikleri çok daha güçlü ve daha dayanıklı… Gerçekten flaş hamle… Öte yandan Rijkaard’ın klasik oyununda nerede oynayacağını da sorgulamak lazım. Sağ ayaklı, ama iki kanatta da hem orta saha, hem forvet özelliklerini kullanabiliyor.
Keita’nın, Galatasaray’ı yeniden bir çıkış olarak görmesi durumunda seyircinin ondan çok keyif alacağını söylemek mümkün. Hiç kuşkusuz sessiz ve derinden bir bomba oldu bu.
Takım tamamlandığında genel kanının aksine Rijkaard’ın aslında klasik bir 4-3-3 oynatmadığını göreceğiz. Onun oyunu bu değil. O genelde önlü arkalı 2 santrfor kullanır. Arkadaki pivot özellikli ve 2 forvet yönü güçlü kanat oyuncusuyla oynamayı sever. Yani bu oyunu rakamlarla açıklamak zor, ama 4-3-3’ten çok 4-2-3-1 daha doğru bir resim oluyor.
Özetle geçen yıl Lincoln’ün oynadığı bölge Hollandalı’nın pivot özelliği güçlü bir forvet oynatmayı sevdiği yer. Buraya oyuncu alınacaktır ya da belki düşük ihtimal Keita’yı ikinci santrfor olarak kullanabilir. Yoksa elde Nonda dışında böyle bir oyuncu yok. O da muhtemelen gidiyor.
Yani olan şu: Önde Baros. İki kanatta Keita ve Arda. Dolayısıyla Kewell’a yer bulmak zor olabilir.
Tabii ki, sistem ve dizilişi değiştirme ihtimali de vardır, ama büyük olasılıkla durum bu olacak.
Yaklaşık 15 milyon euroya çıkan transfer yüksek maliyetli gibi görünse de, bu yıl uluslararası kariyeri olamayan yerli oyunculara verilen paralar göz önünde alındığında sorun büyük değil.
Galatasaray iyi kullanabilirse hem tribünleri coşturabilecek, hem katkı sağlayabilecek, hem de her zaman para kazanabileceği bir transfer yaptı. Sadece Türkiye’deki zeminler ve kendi ruh hali sorun olabilir. Yoksa söylenecek tek şey şu: Tebrikler!
Mehmet Demirkol-Milliyet Gazetesi
Tam İsabet
“Galatasaray Keita’yı aldı” söylentisi yayılmaya başladığında birçok insan bunun Barcelona forması giyen Seydou Keita olduğunu düşünmüştür. Transferin Lyon’daki Abdel Kader Keita olduğu kesinleştiğinde belki de ufak bir burukluk yaşandı. Ancak Fildişili oyuncunun, Barça’da top koşturan Malili renkdaşından aşağı kalır yanı yok. Tek dezavantajı Lyon macerasının beklenen verimlilikte geçmemesi…
Lyon’a 16 milyon Euro’ya Gitti
Keita birçok futbolcunun aksine evrimini tersine tamamlıyor… İsveç takımı Elfsborg’un genç takımında yetişen Afrikalı yıldız, Africa Sports ve Tunus’un Etoile du Sahel ekiplerinden sonra Arap kulüpleri Al Ain ile Al Saad’da top koşturdu. Avrupa’daki birçok yıldız da tam tersine kariyerlerinin sonbaharında son kez ciddi paralar kazanmak için Arap yarımadasının yolunu tutarken, Keita tam tersini yaptı. (Örneğin eski takım arkadaşı Juninho, Avrupa’dan tekliflere rağmen Katar’ı seçti). Lille’deki performansıyla büyük kulüplerin dikkatini çeken Keita, 2007’de 16 milyon Euro’luk astronomik bir ücretle Lyon’un yolunu tuttu. Ancak Kırmızı-Lacivertli ekipteki serüvenin ülkesinde ‘Popito’ lakabıyla bilinen yıldız oyuncu için olumlu geçmedi. Teknik direktör Perrin ile yıldızı bir türlü barışmadı.
Asist Özelliği Ön Planda
İstatistiklerindeki düşük gol sayısı kimseyi yanıltmasın. Çünkü bu oyuncunun misyonu, direkt olarak gole yönelmek değil. Daha çok asist yapıcı özelliği ön planda olan bir isim. Teknik direktör Franck Rijkaard’ın Barcelona’da olduğu gibi Galatasaray’daki en büyük silahı üçlü hücum hattı olacağını düşünürsek, Hollandalı’nın aklında da yüksek ihtimalle Arda-Baros-Keita üçlüsüyle oynamak var. Yeni transfer Keita; hızı, çabukluğu, etkili driplingleri ve adam eksiltme özelliğiyle sağ tarafta Cim Bom’un ofans gücünü maksimuma çıkarır. Yanında 2007-2008 sezonunda birlikte forma giydiği Baros’un bulunması da ayrı bir avantaj olacak.
Kaan Bora-Fanatik Gazetesi
bnce yararlı olamaz gs parasına yazık etti
gs 4 milyona aldik diyor, lyon resmi web sitesinden 8,5 milyon euro diyor, iyice is karisti,