Feridun Düzağaç “Biz romantik futbolseverler isteriz ki, futbol hep güzelliklere gebe olsun. Centilmenlik ve erdem doğursun falan filan”
Feridun Düzağaç “Sadece iyi ve erdemli insanların taraftar olmadığını ve bunun doğaya aykırı olduğu gerçeğini hep görmezden geliriz”
Zaman Gazetesi spor yazarı Ahmet Çakır, Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu’nun Hıncal Uluç’la ilgili söylemiş olduğu sözleri yorumladı.
Mosturoğlu ne diyor?
Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, geçen hafta Sarı Lacivertli kulübün bir Hıncal Uluç’unun olmadığından yakındı. Sonradan bazı tevil çabalarında bulunsa da Mosturoğlu’nun ne söylemek istediği gün gibi ortadaydı.
Güya Uluç, sürekli olarak çıkardığı gürültü-patırtı ile G.Saray’ın çıkarlarını savunuyordu da Fenerbahçe için de bunları yapan bir basın mensubunun olmayışı onlar adına bir eksiklikti.
Vah vah!
Uluç’un gerçekte ne yaptığı, neyi nasıl savunduğu bir yana, aslında Mosturoğlu hazin bir itirafta bulundu. Bununla da Türkiye’de kulüp yöneticisi-basın ilişkilerindeki çarpıklığı tersinden dile getirmiş oldu.
Gazetecinin temel görevinin gerçekleri ortaya çıkarmak ve bu yolla kamuoyunu aydınlatmak olduğu, bu ülkede çoktan unutulmuş durumda. Ayrıca, bir basın mensubunun savunması gereken kurumun herhangi bir kulüp değil, ekmek parasını kazandığı kuruluş olması gerektiğini de pek hatırlayan yok gibi.
Kamu adına görev yapan gazetecinin, herhangi bir kulübü savunmasına en başta karşı çıkması gereken kişiler, o kulübün yöneticileridir. Çünkü gazetecinin bu eylemi, kendi çalıştığı kuruluşa ihanet olmanın da ötesinde, o kulübün yöneticilerine hakarettir. “Siz bu kulübün çıkarlarını yeterince savunamıyorsunuz, bunu ben yapmak zorunda kalıyorum” demektir!
Bu işlerin doğru-dürüst yürütüldüğü ülkelerde herkesin kendi işini adam gibi yapması temel kuraldır. Bizdeyse kendi işini iyi yapmayı kimse umursamaz, hep başkalarının işlerine karışılır. Aslında bu, temel nitelikteki bir azgelişmişlik ölçüsüdür. Adam iyi yazı yazamaz, fotoğraf çekemez, habercilik yapamaz ama F.Bahçe’nin maçlarını nasıl kazanacağını herkesten iyi bilir! Ha ha ha!
Mosturoğlu’nun asıl yakınması ve hatta şiddetli biçimde tepki göstermesi gereken nokta, basında yadırganacak kadar çok sayıda kişinin Fenerbahçe’yi savunmayı temel görev olarak kabul ediyor oluşudur. “Fenerli basın” denen olgunun temelinde bu vardır.
Hıncal Uluç’un G.Saray’ı savunuyor oluşu sadece bir komedidir. Nitekim bunun bir bölümünü kendi de kabul ediyor ve bugüne kadarki G.Saray kulübü başkanlarına, yöneticilerine, teknik adamlarına yönelttiği hakaretamiz tepkilerini de örnek olarak gösteriyor.
Gerçekte ne Galatasaray umurunda Uluç’un ne de Fenerbahçe! Bunlarla samimi ilgisini yıllar önce kaybettiğini kendisi defalarca açıkladı. Fakat ne yaparsınız ki bunlar üzerinde konuşmak her dönemde çok para etti ve ediyor. Uluç da bu gerçeği göremeyecek biri değil! Sermayesi sıfır, getirisi bu denli yüksek bir ticareti kim bırakır!
Uluç kendi şişkin egosunu daha da besleme peşinde, başka bir derdi yok! Son dönemde çok belirgin biçimde inişe geçmiş olmaktan dolayı da epeyce sıkıntılıydı. Mosturoğlu’nun yardımıyla şöhretini biraz daha cilalamış oldu. Böylece keyfi yerine geldi.
Peki, Mosturoğlu ne yapmış oldu? Bu memlekette yöneticiliğin gerçek yüzünü ortaya koydu. Çok gerekli değildi ama yine de sağolsun.
Zaman Gazetesi