Okay Karacan “Profesyonel futbolun mekaniği, hatalar ve bu hataları avantaja çevirmek üzerine kurulmuştur”
Okay Karacan “Yani bir başka deyişle, rakibinize hata yaptırabiliyorsanız 'yenilmez'i yenilir yapabilirsiniz ”
Nasıl hiçbir suç cezasız kalmazsa, yapılan iyi işlerin, harcanan emeklerin de ödüllendirilmesi beklenir değil mi?
Yıllardır geleneksel hale gelen Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) yarışması da nihayet sonuçlandı. Nihayet diyoruz, çünkü “Olmadı baştan” mantığıyla, başvuru süresi, “Doldu, dolmadı… Oldu, olmadı” derken, uzadı gitti. Bu süreçte kimler yetişti bilmeyiz. Ardından da büyük jüri seçimini yaptı.
Kimsenin kişiliğine, yaptığı işlere söyleyecek lafımız olamaz. Ancak jüriyi oluşturma kriterlerinin ne olduğunu açıkça bilmek isterdik. Prof. Dr. Erdal Poyrazoğlu basketbolcu, Hasan Arat öyle, Hakan Artış öyle, Engin Özerhun gazetecilikten olmasına rağmen basketbol camiasının temel taşlarından biri… Arat bile toplantı sonrasında, “Benim ne işim vardı burada?” diye soruyorsa, varın gerisini siz düşünün.
Eee kim kaldı? Atilla Örsel… Tabii ki, Futbol, Basketbol, Voleybol gibi federasyonların başkanları çağırılacak değildi ya… Tabii ki Örsel gibi gazeteci(!) biri jüride olmalıydı.
Senelerini futbola vermiş Şenes Erzik, Yusuf Namoğlu, hele hele Ayhan Bermek’siz bir jüri düşünülebilir mi?
Tek tuhaf karşıladığımız Prof.Dr.Melda Cinman Şimşek ile Prof.Dr.Suat Gezgin oldu. Biri, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi eski Dekanı, diğeri ise İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi‘nin..
Böyle bir jüride ne işleri vardı anlamadık!
Aaaa… jüri başkanını unuttuk. Prof. Dr. Deniz Gökçe… Sahi o da İletişim Fakültesi profesörlerindendi !
* * *
Yukarıda dedik ya, kimsenin kişiliğine itirazımız olmayacağı gibi, kimsenin de emeğine saygısızlık yapmak istemeyiz. Ancak Mayıs ayında herkesin, Brezilya basınından tercüme edip, “Carlos gidici” dediği bir durumda, haziranda yayınlanan “Bu Carlos gider” röportajı olsa olsa, fotoğraflarından dolayı özel ve güzel bir röportaj olurdu sadece… Ödüllü olur muydu, onun da cevabını “Büyük jüri” vermiş zaten.
“Kahramanlara vergi faturası” Futbol Federasyonu‘nun faaliyet raporunda geçiyordu. Ayrıca bu kahramanların vergi ödeyip ödememeleri de tartışma konusuydu. Ancak tartışmasız olan, bu haberin geçen yılın “En iyi” spor haberi olmasıydı. Kime göre, “Büyük jüri”ye göre…
Aynı şekilde fotoğraf dalında ikinci seçilen, “Kavgadaki dostluk” enstantanesi, Salih Zeki Fazlıoğlu dışında başka foto muhabirinde de vardı. Hatta onlar, bu karenin “tek” olmadığını bildikleri için yarışmaya göndermediler. İyi mi?
Ancak tartışılmayacak belki de tek haber, internet gazeteciliğinde verilen, “Cemal Nalga” skandalıydı.
Kısacası 2009′un muhasebesi olarak görünen TSYD Spor Yazarları Armağanı‘ndaki seçimler, bu meslek çalışanları tarafından ibra edildi mi bunu sorun bakalım?
Bravo AtarYemez gerçekten Bravo, inanın bilgisayarımda her an açıksınız. Resmen ders veriyorsunuz, hepinizi öpüyorum
Yazık…Her sene aynı senaryo yazılıyor. Danışıklı dövüş bir seçim yapılıyor ve sürekli aynı isimler ödüllendiriliyor. Bari ödül alanları zan altında bırakmasınlar. Ayrıca bir daha bu yarışmayı da düzenlemesinler. Nasılsa ödül alacaklar önceden belli…Tebrikler TSYD!!!
ön jürideki isimleride gördük final jürisindeki isimleride. Ali Sami Alkış dışında içlerinde bi tane adam gibi adam varsa gösterin bize.
iyiki gazteci olmamışım. ama sizlere yakınım. bu ülkenin en güvenilmeyen en basiretsiz derneği tabii ki işte bu sebeplerden dolayıdır ki,TSYD’dir… sizin ordan nasıl görünür bilmem ama burdan böyle görünüyor.
….aldı mı ya… gören oldu mu?
Bu yıl es geçmeseydiler bari…
Muhakkak ona bir branş açarlar gerçi…
Bu arada herif daha maaşından çok buralardan para kazanıyo…
o jüride kim hangi kritere göre yer aldı.. merak ediyoruz.. ekonomi dünyasının ağır ismi deniz gökçe o jüride hangi kriterle başkanlık yaptı.. tuhaf işler gibi geliyor bu işler..ödülü alacaklar önceden belirlenmiş bence..
TSYD’ye küçük bir önerim olacak. Bundan böyle TSYD jürileri toplayıp onları yormasın. Milleti de kandırmasın. Ödül alacak isim ve gazeteler zaten otomatiğe bağlanmış gibiler. Her zaman olduğu gibi Ercan Güven, Tahir Kum ve Arif Kızılyalın’a versinler bütün ödülleri olsun bitsin…
noktalı yerleri çıkartmışsınız, gerek yoktu çıkartmanıza adam utanmıyor, siz niye utanıyorsunuz?