Feridun Düzağaç “Biz romantik futbolseverler isteriz ki, futbol hep güzelliklere gebe olsun. Centilmenlik ve erdem doğursun falan filan”

Feridun Düzağaç “Sadece iyi ve erdemli insanların taraftar olmadığını ve bunun doğaya aykırı olduğu gerçeğini hep görmezden geliriz”

Meleke Severler Kızmışlar… Ağca’dan Sitem Var…

 

Coşkun TÜRK

 

Bunlar Ne Biçim Öneri Uğur Meleke” başlıklı yazımın altına yapılan yorumların hepsi Meleke severlerden. Meleke‘nin yazısını yanlış yorumladığım hakarete ramak kalacak şekilde vurgulanıyor.

 

Öncelikle hakaret dışında bütün yorumlara saygım var ama yorumu yapan kişinin de kim olduğunun belli olması lazım. Öyle baggio rumuzuyla, pes, yazık, yok artık başlığıyla ya da uydurma isimlerle yorum yazmak hiç tasvip etmediğim bir durum. İsmini yazan Hasan Yalçın ve Ahmet Telgeren‘i bu anlamda tebrik ediyorum. Meleke’nin yazısını alkışlayan bir başka kişi de bu sitenin sahibi Cüneyt Karakaya…

 

Hemen baştan belirteyim hiç mütevazılık da yapmayacağım sizin bildiğiniz kadar benim unutmuşluğum var. (Kulakların çınlasın Mustafa Denizli) Meleke‘nin o yazısını siz “Atatürk‘ü yüceltiyor” diye algılamaya devam edin. Ben sadece o kafaların bu konuları zaman sürecinde ısıtıp ısıtıp gündeme getirdiğini yazmaya devam edeceğim. Zaten Meleke de yazısında “Daha önce de belirtmiştim” diyerek beni haklı çıkarıyor. İstiklal Marşı‘nın ıslıklanmasıyla ilgili bir yazı kaleme alıyorsun bunun içine Atatürk‘ü sokuyorsun ve “Ligdeki 18 takımın 7’sinin stadının adı Atatürk. Uluslar arası müsabakalara ev sahipliği yapan 5 yıldızlı olimpiyat stadımıza bir gurur vesilesi olarak “Atatürk” isminin layık görülmesi harika. Tamam da Denizli’deki stadın adı da Atatürk, Bursa’dakinin de Atatürk, Diyarbakır’dakinin de… Atatürk’ün ilke ve devrimlerini yeni nesillere aktarmanın yolu acaba hak eden/etmeyen bütün statlara/parklara/caddelere onun ismini vermekten mi geçiyor. Yoksa mesela “Atatürk” ismi bir liyakat nişanı olarak şehrin en güzel caddesine veya (varsa) en güzel tesisine mi verilmeliydi?” diyorsun.

 

İlk baktığınızda ne kadar masum bir öneri değil mi? Spor medyasının birikimli kalemi! Ne hoş bir öneri getirmiş. O birikimli kalem sporda kalsın, bilmediği konularda yazmasın. Neden mi? İşte yazısında kaleme aldığı statlardan ikisiyle ilgili küçük bilgiler.

 

Bursa Atatürk Stadı: 1950 yılında şehrin en iyi yerine yapılmış. Yani bundan 59 yıl önce. 59 yıl önceki şartları düşünün ve o stadın o gün için şehrin en önemli yapısı olduğu gerçeğini kabul edin. Tabii ki o stada Atatürk isim verilecek. Ve gelelim işin uzmanlarının bileceği konuya. Bursa şehrine bir futbol sahası yapılmasını ilk isteyenlerden birisi de Mustafa Kemal Atatürk. Ve bunun için 1929 yılında futbol sahası yapımı için 1000 lira hibe ediyor. İlk saha yapılıyor, yetersiz kalınca da o günün şartlarında en mükemmel stat 1950 yılında yapılıyor ve bunun adı da Atatürk Stadı oluyor. Ve sen kalkıp bu stadın Atatürk adını hak etmediğini söylüyorsun Meleke. Meleke severler de bunu destekliyor. Bitmedi…

 

Gelelim Diyarbakır Atatürk Stadı‘na. Atatürk 1937 yılında trenle yurt gezisine çıkıyor. Diyarbakır‘a geldiğinde mahşeri bir kalabalık. 1917′de asker olarak Diyarbakır‘da görev yapan Mustafa Kemal‘i öylesine çok seviyor ki Diyarbakırlılar… Yorgun olan ve trende istirahat edeceği açıklanan Atatürk’ü saatlerce bekliyorlar. Atatürk daha sonra bu mahşeri kalabalıktan çok etkilenip Diyarbakır Halkevi‘ne gidip bir konuşma yapıyor ve 20 yıl sonra geldiği Diyarbakır‘da deyim yerindeyse yer yerinden oynuyor. Atatürk o konuşmasında Diyarbakır‘da her konuda çok önemli değişiklikler olduğunu görmekten mutluluk duyduğunu anlatıyor. Doğal olarak bu şehirde spor da gelişiyor ve 1960 yılında şehre o dönemin şartlarıyla pırıl pırıl bir stadyum yapılıyor. Atatürk‘ü çok seven Diyarbakırlılar da bu stada Atatürk isminin verilmesini istiyor.

 

Şimdi bu stat Atatürk ismini hak etmiyor mu? Bu yazdıklarımı Meleke biliyor mu bilmem? Pek sanmıyorum… Örnekleri daha da çoğaltırım. O statlara iş olsun diye Atatürk ismi verilmiyor Meleke ve severleri. Haa şunu derseniz anlarım, “Statlara Atatürk ismi verilmiş ama bakımsızlıktan statlar çok kötü durumda. Bu statlar bir an önce hak ettiği şekile dönüştürülsün” Ama siz bunu demiyorsunuz ki. Olur olmaz yerlere Atatürk ismi veriliyor diyorsunuz. Bilip bilmeden de “hak eden/etmeyen” diye bir ayrım yapıyorsunuz.

 

Ben yazdığımın arkasındayım ve Meleke‘nin ne demek istediğini gayet iyi anladım. O kafada olanlar bu tip yazıları geçmişte de yazdı diyorum, asıl siz bunu anlayın. Bundan sonra da yazacaklar. Çünkü o zihniyetin ağa babaları, pardon efendileri böyle istiyor. Şimdi hiç kıvırtmadan, karından konuşmadan Meleke ve severleri bana şu soruların cevaplarını demogoji yapmadan versin.

 

1- Olimpiyat Stadı dışında kalan statlardaki Atatürk isminin çıkartılmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz?

 

2- İstiklal Marşımızın maçlardan önce okunmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz?

 

3- Diyarbakır‘da İstiklal Marşımızı ıslıklayanla milli maçlarda rakip takımın marşını ıslıklayanları aynı kefeye mi koyuyorsunuz?

 

4- Atatürk Caddesi, Mustafa Kemal Sokak, Gazi Apartmanı diye bir adres var mı yok mu? Bu adres yazı konusu edilerek bir ironi yapılıyor mu yapılmıyor mu?

 

Meraklısına not: Edebiyatın da sanatın da kurallarını eğitimim gereği anlarım. Gündeme gelmek gibi bir merakım da yok. 20 yıldır bu işin içindeyim. Kimin bir yerlere gelmek için neler yaptığını -buna sevdiğiniz de dahil- gayet iyi bilirim.

 

* * *

 

Sevgili Murat Ağca‘yı yıllardır tanır ve severim. “Kandırma İnsanları Sevgili Özer” yazımdan sonra beni aradı ve üzüntüsünü dile getirdi. “Bu yorumu yazarken bana da danışsaydın keşke” dedi ve haklıydı.

 

Usain Bolt röportajını Uluslararası Atletizm komisyonu üyesi olarak değil Murat Ağca olarak tırnaklarıyla kazıya kazıya yaptığını söyledi. Yıllardır uluslararası medyada bir yer edindiğini ikili ilişkilerini kullanarak bu röportajı yaptığını da vurguladı. Israrla “AIPS 2. Başkanı ve TSYD Başkanı Esat Yılmaer orada olsaydı senin yerine Jamaika gecesine o davet edilir miydi” soruma ise “Ben davet edilmedim o geceye bir şekilde gittim” dedi.

 

Ağca‘nın söyledikleri bunlar. Ama o yazımda Sevgili Halil Özer için yazdıklarım aynen geçerli…

30.8.2009 18:08 / 3 Yorum

 

3 yorum yapılmış »

  1. Yine ben, baggio!
    Ben bugüne kadar tüm yorumlarımı bu rumuzla yaptım,size özel bir durum yok.Çok merak ediyorsanız siteden mail adresimi öğrenebilirsiniz.
    Hala kendinizi su üstüne çıkartıp haklıyım demeye çalışıyorsunuz ya bravo! diyorum size.
    Yazı yazıyorsanız yapılan yorumlara da saygı göstereceksiniz,ve rumuzlara da!
    Yoksa baggio’yu da tanımıyorsunuz?
    Okur olarak hakkım olanı kullanıyor ve böylesine kötü ve anlama eksikliği içeren yazınızı gururla kınıyorum…

  2. Coşkun Bey, siz ne kadar söyleseniz de, bunlar üstün kıvırma becerileriyle her şeyin altından kalkar. Bir kere sizin MELEKE’ye cevap bile vermemeniz gerekirdi. Ufak bir not: Bir adam “İddaa” yorumcusuyum diyor, ama “liglerinde demirbaş olan” takımlar dışında “bana onu sorma, bunu sorma” diyor. Eveleyip geveliyor, siz de gelmiş onun yazısıyla ilgili yorum yapıyorsunuz. Türkiyenin en çok okunan spor sitesinde adı geçti ya onun, istediği de buydu zaten… Saygılar…

  3. Uğur Meleke’nin bu sitede ve medya da hiç adı geçmiyordu! bu yazı sonrası geçti demek?
    Müttefiklerin farklı düşünce yapısında olması beklenemez tabii.
    Uğur Meleke’nin bir yazısı üzerine yapılan tartışma farklı yerlere gitmeye ve bel altı vurulmaya başlanınca ben altında farklı şeyler aramaya başladım açıkçası.
    Roberto Baggio!
    Farklı bir isim ve mail adresi yazmak zor değil, bunu yapmaktansa yazmamayı tercih ederim.
    Anlayan anlamıştır artık…

 

 

Yorum yazın






  © 2012 AtarYemez